- merhaba.
- Geçecek miydiniz ?.
- hayır merhaba diyecektim...
- ...
- Aptal gibi göründüğümü biliyorum
27 Temmuz 2010 Salı
17 Temmuz 2010 Cumartesi
zaman arada bir yavaşlar, ama ben hep o aralarda dolaşırım.
ufuk çizgisiyle ortadan ikiye kesilmiş gökyüzü ve deniz, gülen, sohbet eden, bir yerlere aceleyle giden, ya da ayaklarını iskeleden sarkıtıp oturan insanlar...
o kadar güzel bir manzara ki.
Oysa sorunun hep sizde olduğunu düşündüm ben,
samimiyetsizdiniz....
sizinle konuşurken gözlerinize baktığımda anlattığınız yüzeysel şeylere inanmamı bekleyen bir ifade görebiliyordum sadece...
ya ben çok samimiyetsizim, kötü biriyim, şekilciyim ve herkesi kendim gibi sanıyorum.
ya da siz gerçekten samimiyetsizsiniz...
Her iki durumda da iyi hissetmeyeceğim kesin.
eğer sorun bendeyse, eskiden mutlu biriydim... hatırlıyorum.
neler oldu da bu hale geldim?
nasıl oluyor da hiç birşey hissedemiyorum şimdi?
ne düşündüğünüzü biliyorum. bunu kendime yine benim yaptığımı söyleyeceksiniz, yeteri kadar çabalamıyorsun kendine ve insanlara şans vermiyorsun...
Dışarı çık, birileriyle tanış hayatındaki birşeyleri değiştir diyeceksiniz.
Ve sanırım en ironik kısmı insanların benim yalnıztan gerçekten hoşlandığımı sanıyor olmalarıdır...
oysa sadece mecburum...
Bazen,
bazen birinin hayalini kuruyorum...
benim gibi olmayan birinin...
Yalnız hissettiğim günler koleksiyonuma çok esaslı bir tane daha ekledim.
o kadar güzel bir manzara ki.
Oysa sorunun hep sizde olduğunu düşündüm ben,
samimiyetsizdiniz....
sizinle konuşurken gözlerinize baktığımda anlattığınız yüzeysel şeylere inanmamı bekleyen bir ifade görebiliyordum sadece...
ya ben çok samimiyetsizim, kötü biriyim, şekilciyim ve herkesi kendim gibi sanıyorum.
ya da siz gerçekten samimiyetsizsiniz...
Her iki durumda da iyi hissetmeyeceğim kesin.
eğer sorun bendeyse, eskiden mutlu biriydim... hatırlıyorum.
neler oldu da bu hale geldim?
nasıl oluyor da hiç birşey hissedemiyorum şimdi?
ne düşündüğünüzü biliyorum. bunu kendime yine benim yaptığımı söyleyeceksiniz, yeteri kadar çabalamıyorsun kendine ve insanlara şans vermiyorsun...
Dışarı çık, birileriyle tanış hayatındaki birşeyleri değiştir diyeceksiniz.
Ve sanırım en ironik kısmı insanların benim yalnıztan gerçekten hoşlandığımı sanıyor olmalarıdır...
oysa sadece mecburum...
Bazen,
bazen birinin hayalini kuruyorum...
benim gibi olmayan birinin...
Yalnız hissettiğim günler koleksiyonuma çok esaslı bir tane daha ekledim.
24 Haziran 2010 Perşembe
hayatım bir film olsaydı, ya uyuyakalır ya da yarısında çıkardım.
merhaba beni tanımayan insanlar,
uzun süredir yazmadım...
aslına bakarsanız yazacak pek bişey de olmadı,
alışıldık şekilde 5467892. kez iş değiştirdim. Bu kez son olacağını umarak. (lütfen son olsun)
ve bu arada;
işe gittim geldim, müzik dinledim, toplu taşıma araçlarında el ele oturan çiftleri imrenerek izledim, gazete okudum bazen, saçma sapan haberlere kızdım, içinde ayraç olan kitaplarıma baktım -yok yine okumak istemedi canım.-
diziler izledim, lost daha önce izlediğim bir filmin -ismini hatırlamak için beynimi yırttığım halde bulamadım- senaryosunu bire bir final bölümüne kopyalamış, fringe tatile girmiş, house cuddy i öperek sezonu sonlandırmış...
eski dizilere sardım...
six feet under ı izlerken, brenda nın bir sözü beni tanımladı...
"hayatım bir film olsaydı, ya uyuyakalır ya da yarısında çıkardım."
bazen bişeylerin değiştiğine inandım.
çoğu zaman değişmediğini gördüm. (işyerlerim hariç(:... )
yorgun hissetmekten yoruldum, sıkılmaktan sıkıldım...
uzun süredir yazmadım...
aslına bakarsanız yazacak pek bişey de olmadı,
alışıldık şekilde 5467892. kez iş değiştirdim. Bu kez son olacağını umarak. (lütfen son olsun)
ve bu arada;
işe gittim geldim, müzik dinledim, toplu taşıma araçlarında el ele oturan çiftleri imrenerek izledim, gazete okudum bazen, saçma sapan haberlere kızdım, içinde ayraç olan kitaplarıma baktım -yok yine okumak istemedi canım.-
diziler izledim, lost daha önce izlediğim bir filmin -ismini hatırlamak için beynimi yırttığım halde bulamadım- senaryosunu bire bir final bölümüne kopyalamış, fringe tatile girmiş, house cuddy i öperek sezonu sonlandırmış...
eski dizilere sardım...
six feet under ı izlerken, brenda nın bir sözü beni tanımladı...
"hayatım bir film olsaydı, ya uyuyakalır ya da yarısında çıkardım."
bazen bişeylerin değiştiğine inandım.
çoğu zaman değişmediğini gördüm. (işyerlerim hariç(:... )
yorgun hissetmekten yoruldum, sıkılmaktan sıkıldım...
6 Mayıs 2010 Perşembe
bir ben var benden içerü
bulutların üzeri hep mavi midir?...
ne vardır acaba yağmurun üzerinde... deniz mavidir çünkü gökyüzünü yansıtır gökyüzü mavidir çünkü denizi yansıtır.... mı? :/
su hep ıslak ama...
:/
biraz vitamin almalı belki.
gökyüzünü izlemeli falan.
vapurun arkasında olmak çok da üşütmez ki hem.
we used to be friends çalıyo...
tamam yeter bugün bu kadar.
ne vardır acaba yağmurun üzerinde... deniz mavidir çünkü gökyüzünü yansıtır gökyüzü mavidir çünkü denizi yansıtır.... mı? :/
su hep ıslak ama...
:/
biraz vitamin almalı belki.
gökyüzünü izlemeli falan.
vapurun arkasında olmak çok da üşütmez ki hem.
we used to be friends çalıyo...
tamam yeter bugün bu kadar.
3 Mayıs 2010 Pazartesi
tam da yazmanın zamanıdır şimdi, göz kapaklarım ağırlaştığında, kalbim atmaya pek hevesli olmadığında yazabiliyorum ben.
kabul edebiliyorum en azından.
şimdi biraz sessizliğe ihtiyacım var....
Julie London - Cry me a river
kabul edebiliyorum en azından.
şimdi biraz sessizliğe ihtiyacım var....
Julie London - Cry me a river
2 Mayıs 2010 Pazar
ben imkansızı mı severim? (*)
hey bu işlerle kim ilgileniyor ?
hoşlandığım birinin başkasıyla sevgili olmaması ya da yakınlarda bir yerde yaşaması fikri kulağa nasıl geliyor sizce ?
lütfen biri benimle ilgilenebilir mi?
ne zaman bu duruma bi el atmayı düşünüyorsunuz acaba ?
en azından şikayet edebileceğim bi merci gösterin. nereye dilekçe vereceğim ?
burada sorumlu kim. lütfen kendisiyle konuşabilir miyim ?
(*)hiç de değil.
"Son üç yıldır eski sevgilisine dönen, sevgilisi olan ya da başka şehirlerde ki kızları bana musallat eden ilahı güce veryansın"
hoşlandığım birinin başkasıyla sevgili olmaması ya da yakınlarda bir yerde yaşaması fikri kulağa nasıl geliyor sizce ?
lütfen biri benimle ilgilenebilir mi?
ne zaman bu duruma bi el atmayı düşünüyorsunuz acaba ?
en azından şikayet edebileceğim bi merci gösterin. nereye dilekçe vereceğim ?
burada sorumlu kim. lütfen kendisiyle konuşabilir miyim ?
(*)hiç de değil.
"Son üç yıldır eski sevgilisine dönen, sevgilisi olan ya da başka şehirlerde ki kızları bana musallat eden ilahı güce veryansın"
26 Mart 2010 Cuma
zaten gerçeklik kavramını hep sorgularım...
Fringe'i takip edeniniz var mı bilmiyorum. Ben izliyorum. biraz x-files çakması ama onunla yarışamaz tabi ki...
Herneyse bu dizide bazı olayların altından çıkan muhtemel uzaylı varlıklar var. İnsan formundalar, keller 1960'ların gangster temalı kıyafetler giyiyorlar, bir nevi "man in black" edası var. siyah takım elbise siyah pardösü, ellerinde siyah bond çanta, kafada da siyah bir fötür şapka var, Bi lokantada yemek yediklerinde baharat şişesini tabaklarına boşaltıp öyle yiyorlar...
Ne zaman bir bina çökse tuhaf bir olay olsa, birkaç saniye tuhaf mimiklerle onların civarda olduğunu görüyorsunuz...
Bunu niye anlatıyorum ?
Bu adamlardan birini iki haftadır osmanbey metrosunda görüyorum. Mecidiyeköyde iniyor. Adam yukarıda tarif ettiğim profilin aynısı.
Adamın nerede ve nasıl yemek yediğini takip etmemek için kendimi zor tutuyorum.
eğer baharat olayı da aynıysa.
sanırım paralel evrenlerin çarpışması an meselesi.
(:
hasta mıyım neyim.
Fringe'da ki adamlardan bir fotoğraf efem buyrun...

Yakalayabilirsem osmanbey de kinin fotoğrafını çekeceğimdir. (:
edit: ve metroda karşılaştığım adamı gizlice çektim (.. şüphelerimde haksız mıyım ?
Herneyse bu dizide bazı olayların altından çıkan muhtemel uzaylı varlıklar var. İnsan formundalar, keller 1960'ların gangster temalı kıyafetler giyiyorlar, bir nevi "man in black" edası var. siyah takım elbise siyah pardösü, ellerinde siyah bond çanta, kafada da siyah bir fötür şapka var, Bi lokantada yemek yediklerinde baharat şişesini tabaklarına boşaltıp öyle yiyorlar...
Ne zaman bir bina çökse tuhaf bir olay olsa, birkaç saniye tuhaf mimiklerle onların civarda olduğunu görüyorsunuz...
Bunu niye anlatıyorum ?
Bu adamlardan birini iki haftadır osmanbey metrosunda görüyorum. Mecidiyeköyde iniyor. Adam yukarıda tarif ettiğim profilin aynısı.
Adamın nerede ve nasıl yemek yediğini takip etmemek için kendimi zor tutuyorum.
eğer baharat olayı da aynıysa.
sanırım paralel evrenlerin çarpışması an meselesi.
(:
hasta mıyım neyim.
Fringe'da ki adamlardan bir fotoğraf efem buyrun...

Yakalayabilirsem osmanbey de kinin fotoğrafını çekeceğimdir. (:
edit: ve metroda karşılaştığım adamı gizlice çektim (.. şüphelerimde haksız mıyım ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)